• 3 Ocak 2019 Perşembe

Beyin Anevrizması

Beyin anevrizması nedir?

Beyin anevrizması, beyin damar duvarının zayıfladığı bir yerden dışa doğru balonlaşma yaptığı bir beyin damar hastalığıdır. Balonlaşmış ve zayıflamış olan kısma “anevrizma” denir. Anevrizmanın duvarı incedir ve yırtılmaya müsaittir. Büyük veya küçük boyutta olabilir ve herhangi bir anda patlayabilir. Patladığı zaman damardan beyine kanama olur.

Normalde beynin dışında üç tabaka zar bulunur. Anevrizmalar patlayıp kanadığı zaman, bu üç yapraktan içteki ikisinin arasındaki boşluğa doğru kanarlar. Bazen kanama şiddetli olduğunda beyin dokusunun içine veya beynin içindeki beyin suyu dolu odacıkların içine doğru bir anda kan dolabilir. Anevrizma patlamasının sonuçları ölümcül olabilmektedir. Kanamış bir anevrizmanın en sık görülen ve en korkulan komplikasyonu tekrar kanamaya başlamasıdır.

Tanı:

Anevrizma patlamasında aşağıdaki semptomlar gelişebilmektedir;

  • Bir anda başlayan, başın içinde bomba patlar gibi şiddetli baş ağrısı
  • Bulantı – kusma
  • Şuur kaybı, bayılma
  • Ensede sertleşme ve boynu bükememe
  • Ateş
  • Işığa karşı aşırı hassasiyet

Hastada patlamış veya patlamamış beyin anevrizmasından şüphe edildiğinde, öncelikle beyin kanaması ihtimaline yönelik BT incelemesi yapılmaktadır. Bazen beyin kanaması BT’de izlenemeyebilir. Böyle durumlarda doktorun gerekli görmesi durumunda belden iğne ile girilerek beyin-omurilik sıvısı örneği almak gerekir. Bu sıvıda kan görülmesi, anevrizma patlamasına işaret edebilir. Eğer anevrizma görülmüşse, sonraki aşamada BT anjiografi (ilaçlı beyin damar tomografisi) veya beyin anjiografisi (kasık veya koldan kataterle girilerek) yapılır. Bu tetkikler, anevrizmanın yerini, boyutunu ve tipini gösterir. Tüm bu tetkiklerden sonra tedavi aşamasına geçilir.

Tedavi:

Anevrizma tedavisi açık cerrahi veya endovasküler yöntemlerle yapılabilmektedir. İki yöntemin de kullanımının avantajlı olduğu durumlar ve kendine ait riskleri mevcuttur. Anevrizmanın tipi, hastanın yaşı, genel durumu, eşlik eden beyin hasarı ve kanamanın derecesi gibi faktörler hesaba katılarak hasta için en uygun yöntem tespit edilir. Bir yöntem diğerine mutlak üstün değildir.

Cerrahi tedavi:

Kafatasında açılan küçük bir açıklıktan girilerek mikroskop, endoskop ve floresan anjiografi gibi tekniklerin de yardımıyla anevrizmaya ulaşılır ve anevrizmanın köküne kalıcı “klip” denilen mandal benzeri bir alet yerleştirilir. Böylelikle anevrizmanın tekrar kanama ihtimali ortadan kaldırılır. Bu ameliyat öncesinde bazı durumlarda belden bir katater yerleştirilerek omurilik sıvısının bir miktarının dışarıya tahliye edilmesi gerekebilir.

Endovasküler tedavi:

Uygun hastalarda tercih edilebilecek bir yöntemdir. Anevrizmanın bulunduğu beyin damarına kasıktan anjiografi ile girilerek ulaşılır ve anevrizmanın kendisi veya bağlı bulunduğu damar çeşitli maddelerle doldurularak tıkanır. Bazen de anevrizmanın uzun vadede kendiliğinden küçülmesini sağlayacak bazı akım yönü değiştirici tüpler yerleştirilebilir. Avantajı, kafatasının açılmaması ve anestezi risklerinin daha az oluşudur. Dezavantajı ise işlem sırasında oluşabilecek ani kanama veya hayati damarların tıkanması gibi durumlara karşı çoğunlukla yapılabilecek bir tedavinin mümkün olmayışıdır.